”KAHRAMANMARAŞ’TA BİRGÜN” | …ŞALPAZARI SES… SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com…
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...

" RADYO AĞASAR " (Dinlemek için play tuşuna basınız)
”KAHRAMANMARAŞ’TA BİRGÜN”
”KAHRAMANMARAŞ’TA BİRGÜN”
Kahramanmaraş’a ilk adımımı atarken derin bir rüzgâr iniltisi tarıyordu saçlarımı. Bilmediğim bir şehir, tanıdık olmayan yüzler, meraklı bakışlarla uzun uzun incelenen evler, binalar, tepeler, henüz yeni ağarmaya başlayan gün… Terminalde...
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...

Kahramanmaraş’a ilk adımımı atarken derin bir rüzgâr iniltisi tarıyordu saçlarımı. Bilmediğim bir şehir, tanıdık olmayan yüzler, meraklı bakışlarla uzun uzun incelenen evler, binalar, tepeler, henüz yeni ağarmaya başlayan gün…

Terminalde inip hemen servise bindim. Kaptan gayet uykulu bir biçimde nereye gideceğimi sordu. Trabzon Bulvarı’na gideceğim diye cevap verdim. Herhalde bir Trabzonlu için bundan daha doğal bir cevap olamazdı. Kaptan’a şehre ilk kez geldiğimi anlatarak beni müsait bir yerde bırakmasını rica ettim ve hatta uzunca bir süre nereden geldiğimi sormasını bekledim. Ne hikmetse bir türlü sormadı nereden geldiğimi. Ben de üstelemedim.

 

 

Servis beni Trabzon Bulvarı’nın giriş kısmında bırakıp, yavaş yavaş terminal yoluna koyulurken afallamış bir biçimde Kahramanmaraş caddelerini izledim. Ortalama bir şehir diye geçirdim içimden, eh fena da değil hani. Önce aç karnı bir doyurmalı. Şöyle simitli, çaylı, poğaçalı değil de hani Kahramanmaraş usulü bir kahvaltı yapayım istedim. Uzunca bir süre dolandım. Dondurma Müzesine çıkan yokuşun tam da ortasında Cumhuriyet Lokantası çarptı gözüme. Fokur, fokur kaynayan çorba tenceresinden yayılan o muhteşem koku eşliğinde birden kendimi lokantanın içerisinde buldum.

 

-“Selamun Aleyküm” diyerek girdim içeri.

-“Aleyküm Selam” diyerek saymaya devam etti Çorbacı abi: “ Ekşili çorba, mercimek, kelle, paça…”

Hiç riske girmek istemedim. Bildiğimden taviz vermek olmazdı. “Usta mercimek çorbası” diye yanıtladım. Önüme gelen mercimek çorbası görüntü itibariyle çok ama çok hoştu. Üstelik çorbanın yanında servis edilen bol maydanoz, limon ve sıcak ekmekle birlikte güne müthiş bir başlangıç yaptım Cumhuriyet lokantasında. Çorbayı içtikten sonra doğruca kasaya yöneldim. Usta beni görür görmez:

 

– “ Beyim 7 lira sizin hesap” diyordu.

Parayı ustaya doğru uzatırken bu sefer konuşma sırası bendeydi:

-“ Ellerinize sağlık çorba çok güzeldi.”

Çorbacı abimiz müthiş bir hazırcevaplıkla: “Burası Maraş’ın en eski lokantalarından birisidir. Afiyet olsun beyim” diye yanıt verdi.

 

-“Eyvallah” diyerek ayrıldım bu mükemmel çorbacıdan. Karnı doyurduktan sonra şehri biraz gezmeye karar verdim. Saatler tam olarak 06.45’i gösteriyordu. Henüz bu güzel günün ilk saatleriydi. Cadde boyu ilerleyerek Maraş Çarşısının önüne kadar geldim. Esnaflar henüz kepenklerini açmamıştı. Son derece güzel ve bir o kadar şirin bir çarşıydı. Kısa bir süre içerisinde çarşıyı gezerek dışarı çıktım. Çarşıdan çıktıktan sonra yol boyu yürümeye devam ediyordum. Tam karşımda bütün heybetiyle Kahramanmaraş Kalesi duruyordu. Nasıl olsa zaman da vardı. Kaleye çıkmaya karar verdim. Kalenin etrafında tam bir tur attıktan sonra giriş kapısını bulabildim fakat kale restorasyonda olduğu için içeriye giremedim. Şansıma söylenene söylene kaleden aşağı inip bir çay ocağı aramaya başladım. Fakat ne hikmetse koca şehirde bir tane dahi çay ocağı bulamıyordum. Oysa Trabzon’da olsaydım belki de adım başı Çay Ocağı’na rastlayabilirdim. Aslında bu Çay Ocağı arayışı şehri biraz daha gezmeme de vesile oldu. Şehri boydan boya güzelce gezdim ve nihayet Maraş Çarşısı’ndan aşağıya doğru inen bir arada Çay Ocağı’na rastladım. Hemen bir çay söyledim. Önüme gelen çay son derece ılıktı. Açıkçası son derece harlı bir çay içmeyi yeğlerdim. Buna da şükür diyerek çayımı bitirdikten sonra oradan da ayrıldım.

 

Saatler tam olarak 10’u gösteriyordu. Artık beni bu şehre getiren asıl yere gitme zamanım gelmişti. Şehre Sütçü İmam Üniversitesi’nin araştırma görevlisi alımı için gelmiştim. Vakit kaybetmeden üniversiteye geçerek son kez notlarıma bakmak istiyordum. KSÜ Avşar Otobüslerinden birisine binerek Üniversiteye doğru harekete geçtim. 20-25 dakika içerisinde üniversiteye geldim. Eğitim fakültesinin önünde indikten sonra üniversite içerisinde küçük bir gezi daha yaptım. Binalar son derece modern görünüyordu. Üniversite’nin tam karşısında yer alan Menzelet Barajı’nı uzunca bir süre izledim, izledim… Kısa bir süre de olsa ferahladığımı hissediyordum. Sınava kadar çalışmam gerektiği için kantine gidip birkaç çay ve kahve eşliğinde son kez notlarıma göz gezdirdim. İçimdeki küçük çocuk ısrarla Menzelet’i tekrar görmek istiyordu. Onu kırmadım, notlarımı tekrar ettikten sonra yine Menzelet’in o eşsiz manzarasına bıraktım kendimi…

 

Malum Cuma günü olduğu için namaza gitmeye karar verdim. Eğitim Fakültesi’nin hemen yan tarafında yeni bir cami yapılıyordu ancak cami henüz bitmemişti. Bu yüzden yoldan geçen bir arkadaşa Cuma namazını nerede kılabileceğimi sordum. Arkadaşta sağ olsun “ben de Cuma’ya gidiyorum gel birlikte geçelim” şeklinde bir yanıt verdi. Başımı sallayarak onay verdim. Sessizce ilerlemeye devam ederken yeni arkadaşım sessizliği bir soruyla deliyordu:

 

– “Birinci sınıfta mısın?”

Bu soruya gülerek: “Birinci sınıfta olsaydım keşke. Araştırma görevlisi alımı için geldim” yanıtını verdim.

-“Haa pardon” diye yanıtladı arkadaşım. Namaza kadar yeni arkadaşıma uzunca bir sohbet ettik. Kendisi de Maraşlı ve hele ki bir Tarih öğrencisi olunca güzel bir sohbet süreci geçirdiğimizi söyleyebilirim. Genel olarak Trabzon-Maraş dostluğu, Maraş yöresi ve kültürü ve Dulkadiroğulları Beyliği üzerine konuştuk. Bu arada henüz hala yeni arkadaşımın ismini bilmiyordum. Bir ara: “kardeşim isim neydi bu arada” diye sordum.

 

-“ İsmim Cuma.”

-“ Memnun oldum Cuma, ben de Mesut” şeklinde yanıt verdim.

Cuma namazından sonra arkadaşım Cuma acele bir şekilde dersine yetişmeye çalışırken belli belirsiz bir şekilde :” Başarılar, başaracaksın, Allah’a emanet ol diyordu”.

 

Cuma’yı uğurladıktan sonra Eğitim Fakültesi’nin önünde büyük bir ağacın dibine çöktüm. Bu gölgelik, Maraş’ın haşmetli sıcağına adeta tek başına meydan okuyordu. Bu tatlı ağaç dibinde notlarımı bir kez daha okudum. Artık sınava girme vakti gelmişti. Sınav 2.00’deydi ancak yarım saat önceden sınıfa giderek yerimi aldım. Millet yine harıl harıl ders çalışıyordu. Pek aldırış etmedim. Kendime cam kenarından bir yer seçtim. Menzelet’ten uzak kalmak istemiyordum. Yarım saati Menzelet’in eşsiz manzarasına bakarak doldurdum. Saat 2.00’de bütün bölüm hocaları sınıfa geldiler. Beni cam kenarından kaldırıp sınıfın sağ tarafında ıssız bir yere oturttular. Menzeletle aramda artık onlarca araştırma görevlisi adayı vardı. Daha sonra sınav kâğıtları dağıtıldı ve sınav başladı…

 

Saat 3.15’de sınavdan çıktım. 3 soru sormuşlardı. Bana göre sınavım pekte kötü geçmemişti. Birkaç telefon trafiğinden sonra yeniden Çarşı’nın yolunu tuttum. Kafam adeta kazan gibiydi. Zaten dünden beride neredeyse bir iki saatlik uykuyla duruyordum. Sabahki çay ocağını gidip gölgelik bir yerde dinlenmeye karar verdim. Neredeyse hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünde geçiveriyordu. Birinci soru, ikinci soru, üçüncü soru, Avşar Kampüsü, Maraş, Trabzon, dondurma, çarşı, güneş, sorular, sınavlar, hayatım…

 

Çay Ocağı’ndan ayrıldıktan sonra internetten bulduğum güzel bir restoranda bir porsiyon kebap yiyerek günlük yiyecek limitimi dolduruyordum. Artık bu güzel şehre veda etme zamanı gelmişti. Veda anlarından benim gibi hoşlanmayan insanlar çok iyi bilirler. Veda etmenin en kötü tarafı birinin muhakkak terk ediyor oluşudur. Şimdi sıra bendeydi. Maraş’ı terk edip memleketime dönme zamanım gelmişti. İnce bir burukluk içinde ama gayet sakince dolmuşun yolunu tutuyordum. Dolmuşa binip, terminale gelmiştim.

 

Saat 18.30’da Lüks Kahramanmaraş firmasına ait aracımız dönüş yoluna girmiş bulunuyordu. Oturduğum koltuğun yanında da başka bir arkadaş oturuyordu. Kısa bir sürede onunla da tanıştık. İsmi Cengizhan’dı. Askerden bir haftalık izni kopartıp memleketi Sivas’ın yolunu tutmuştu. Maraş’a neden geldiğimi sorunca:

 

– “Araştırma görevlisi alımı için” cevabını verdim.

– “Hmm ben de çok girdim o sınavlara. Bu sınavlar biraz şeydir. Yani şansını dene tabi. Adamları varsa onları alırlar bir de. Hmm hayırlısı olsun kardeşim” diyordu Cengizhan.

 

Daha sonra öğrendim ki Cengizhan aslında Otopsistmiş. Otopsist olarak çalıştığı dönemde günde 4 paket sigara içtiğini, mesleğini sevmediğini ve askerlik yaparken kendini daha mutlu hissettiğini uzun uzadıya anlatıyordu bana. Bir ara dayanamayıp sordum:

– “Peki, öyleyse neden bu mesleği seçtin?”

Cengizhan biraz duraksadıktan sonra: “ Ailem ve hocalarım etkili oldu. Otopsist maaşları da çok yüksek ama ben Danimarka’ya gideceğim. Bu işi bir daha yapmak istemiyorum. Hele şu askerlik bir bitsin…”  diyordu.

Otopsistliğin zor bir meslek olduğu açıktı ama merakım hala devam ediyordu. Dayanamayıp yine sordum:

– “Peki, sizin mesleğin en kötü tarafı nedir?”

Kısaca “Koku” diye yanıtladı Cengizhan ve devam etti: “Dayanılacak gibi değil. Resmen psikolojik bir işkence. Kan görmek bile bana daha normal geliyor.”

Otopsistlik konusu kapatılınca Cengizhan’ın bir garip özelliğini daha öğreniyordum. Cengizhan’ın ileri derece Japoncası da varmış. Japon animelerindeki alt yazıları beğenmediği için dört yıl içinde Japoncayı öğrenmiş. Her bakımdan ilginç, her bakımdan karanlık noktalar barındıran, her bakımdan sohbetin nereye varacağını kestiremediğim ama muhabbetine doyum olmayan bir insandı Cengizhan yolu ve bahtı açık olsun.

^^^^

Cengizhan’la Sivas terminalinde vedalaştık. Otobüse yeni eklenen yolcularla birlikte Sivas Otogarı’ndan yeniden harekete geçiyorduk. Bu arada Nisan 12 olmasına rağmen Sivas Otogarı’nda yediğim o soğuğu ömrüm boyunca unutamam herhalde.

Otobüse tekrar bindikten sonra günün yorgunluğu bedenimi yavaş yavaş ele geçirip gözlerimi uykuya kapatıyordu…

Güle güle Maraş…

Güle güzel şehrin güzel insanları…

 

MESUT YILMAZ

 

 

 

Bu Haber 1.868 kez Okundu
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...

Yoruma kapalı.

Benzer Haberler
Yukarı Geri Ana Sayfa

...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...

...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...
Çıtlaklı Cami İnşaatı BaşladıÇıtlaklı Cami İnşaatı BaşladıBeşikdüzü İlçemize bağlı Çıtlaklı Mahallesi Merkez Camii inşaatı...
”Şalpazarı’lı Hemşehrimiz Engin Çırakoğlu Tuğgeneralliğe Terfi Etti””Şalpazarı’lı Hemşehrimiz Engin Çırakoğlu Tuğgeneralliğe Terfi Etti”''Şalpazarı'lı Hemşehrimiz Engin Çırakoğlu Tuğgeneralliğe Terfi...
”SORLOTH, KARAMAN, KALKAVAN… ””SORLOTH, KARAMAN, KALKAVAN… ”Öncelikle hakemden başlayalım… Tamam, çok ama çok kötüydük,...
”Ofsayta Hiç Düşmedik””Ofsayta Hiç Düşmedik”Trabzon’un merkez İlçesiyle beraber toplam 18 İlçesinden tek...
Dağlıca İmamı Göreve BaşladıDağlıca İmamı Göreve BaşladıŞalpazarı İlçemiz Geyikli mahalle sakinlerinden olan Din görevlisi...
”İstişare toplantısı (mı)?””İstişare toplantısı (mı)?”Dün akşam Üsküdar Belediyesi’ne ait Valide Sultan Gemisi...
”ŞİHD Eğitim Konferansında Buluştu””ŞİHD Eğitim Konferansında Buluştu”''ŞİHD Eğitim Konferansında Buluştu'' TRABZON; ŞİHD Eğitim Konferansında Buluştu.Şalpazarı...
”ŞALFED;Yeni Yönetimi İlk İstişare Toplantısını Yaptı””ŞALFED;Yeni Yönetimi İlk İstişare Toplantısını Yaptı”TRABZON; Trabzon Şalpazarı İlçesine bağlı mahallerin derneklerinin merkezin...
”KÜLTÜRÜMÜZÜN BİR PARÇASI DÜĞÜNLERİMİZ””KÜLTÜRÜMÜZÜN BİR PARÇASI DÜĞÜNLERİMİZ”Milletleri millet yapan ona ait olan kültürüdür. Bu...
”SORLOTH, KARAMAN, KALKAVAN… ””SORLOTH, KARAMAN, KALKAVAN… ”Öncelikle hakemden başlayalım… Tamam, çok ama çok kötüydük,...
”BGC’den Başkanlara Ziyaret İkinci Bölümle  Devam Ediyor””BGC’den Başkanlara Ziyaret İkinci Bölümle Devam Ediyor”Büyükliman Gazeteciler Cemiyeti yönetim kurulu 31 Mart yerel...

TRT Spor Haberler

  • Anket

    • Şuan bir anket mevcut değildir.