”Beka Meselesi (4.Bölüm ) | …ŞALPAZARI SES… SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com…
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...

" RADYO AĞASAR " (Dinlemek için play tuşuna basınız)
”Beka Meselesi (4.Bölüm )
”Beka Meselesi  (4.Bölüm )
  BEKA MESELESİ  ( 4 )   Sovyet Rusya öncülüğünde Demir Perde ülkeleri dağıldıktan sonra tek kutuplu dünyanın tek patronu ABD olmuştu. Ve kurulduğundan beri şeytani aklın hâkim olduğu Amerika...
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...

 

BEKA MESELESİ  ( 4 )

 

Sovyet Rusya öncülüğünde Demir Perde ülkeleri dağıldıktan sonra tek kutuplu dünyanın tek patronu ABD olmuştu.

Ve kurulduğundan beri şeytani aklın hâkim olduğu Amerika Irak’ı işgal ederek tüm bu süreci fiiliyata dökmüştü.

Yani Armegedon Savaşı’na giden sürecin ilk adımları atılmıştı.

Bütün bunları bilmeden asıl hedefin neden Türkiye olduğunu, neden bir beka meselemiz olduğunu idrak edemeyiz.

Onun için lütfen iyi okuyun ve analiz edin…

Osmanlı yıkıldıktan sonra 63 yeni devlet ortaya çıktı. Bizimle beraber 64… Peki en önemli hedef Osmanlı değil miydi, bunlar Osmanlı’yı yıkarak hedeflerine ulaşmamışlar mıydı…Nisbeten evet ama kurulmayan bir İsrail, yıkılmayan bir Mescid’i aksa, inşa edilmeyen Süleyman mabedi, ilan edilmeyen Deccal ( şimdi ilan edildi …Bilmeyenlere izah edelim,  ABD senatörlerinin önündeki dosyada Deccal Erdoğan fotoğrafları elden ele dolaşıyor ) ve gelmeyen Mesih…

Bütün bu silsile kronolojik olarak yaşanmadan Armegedon olmayacak.

( Kelime olarak Armageddon “Megiddo´nun Dağı“ manasına geliyor. Yahudiler ve Müslümanlar arasında olacağına inanılan savaş burada gerçekleşecek. Hristiyan İlahiyatçılar bu nedenle Armageddon´dan “Tanrı´nın savaşı“ diye bahsederler.

İncil´e göre dünyadaki tüm krallar bu bölgede askerleriyle beraber toplanacaklar ve atının üzerinde olan Hz. İsa´ya karşı savaşacaklar. Başlarında Anti-Christ (Deccal) olacaktır ve eski Babil´in ruhunu temsil edecek. Hz. İsa dünyayı karıştıran tüm zalimleri yok edecek ve dünyaya gerçek adaleti getirecektir. )

Irak’ın işgaliyle ezoterik fanatiklerin gerçek niyetlerini izah etmeye çalışalım…

Peki,önce şuradan başlayalım, neden bu coğrafyada onca ülke varken ilk olarak Irak işgal edildi. Bunu hiç düşündük mü?

Niçin Irak’ı 1991’de Körfez Savaşı başlığı altında uluslararası koalisyon gücüyle işgal ederken,   taş üstünde taş koymadılar, neden  işgalden öte vahşi bir hayvan gibi davrandılar…

( Irak işgali esnasında bir caminin minaresinden Ezan okunurken minarenin binlerce mermiyle yıkılmasını hatırlayın )

Ve Irak işgal edilirken UNESCO Dünya Kültür Mirasında yer alan Babil’in asma bahçelerinden ve Babil medeniyetinden neden zerre kalmadı da hepsi vahşice yıkıldı.

Sebebi malum… Yani iki bin yıllık bir intikam…

Müsadenizle açıklayalım,

Babil Kralı Nabukadnezar MÖ 586’da Süleyman’ın Tapınağı yıkıp İsrailoğullarını Babil’e sürgün etti. İranlı Ahimened Kralı II. Kiros tarafından esaretten kurtarıldılar ve Kiros, tapınağı yeniden inşa etmelerine izin verdi. Böylece Kudüs, Yahudi inancı açısından en yüce konuma yükseldi..

( İran ile İsrail’in birbirlerine hırlayıp da birbirlerini ısırmamasının nedeni de bu tarihi gerçektir )

Ve bugünkü Irak, Babil devletinin olduğu topraklardı.

(Tevrat’a göre İsrail; kurulduktan 74 yıl sonra eğer Mescid-i Aksa’yı yıkamazsa, kendisi yıkılacak. Bu ise, 1948 yılında kurulan İsrail için 2022 yılına tekabül ediyor. Eğer, bu tarihe kadar Süleyman Mabedi  inşa edilmezse, İsrail devleti son bulacak.

Peki bütün bunlarla Erdoğan’ın Ayasofya çıkışının ne gibi bir ilişkisi olabilir…

Yaklaşık iki hafta önce İsrail askerleri Mescid’i Aksa’ya iki kapalı kasa minibüslegirip, içerdekileri zorla dışarı çıkarıp saatlerce orada kaldılar. Ne yaptıkları net olarak bilinmiyor ama muhtemeldir ki 2022’ye kadar bir şey yapacaklar yani rahat durmayacaklar. İşte bütün bu süreçte Trump’ın Yahudi inancına göre kutsal sayılan ve fethedilmesi gereken Golon Tepeleri kararını ve Erdoğan’ın buna karşılık Ayasofya aslına rücu edilecek, çıkışını bununla bir okumak gerekiyor. )

.

Kuveyt’i işgal et, arkandayız koçum gazına gelen Saddam sayesinde Irak işgal edilmiş ve bu vesileyle nihayet coğrafyaya bir demir atılmıştı.

Bundan sonraki süreçte hem bu coğrafyada kalma gerekçeleri hazırlanacak hem de Arz ı Mevud’un yollarını açacak Armegedon süreci başlayacaktı.

İşe önce dünya kamuoyunu bu algı sürecine hazırlamakla başladılar.

Bunun için de işin fikri manada akademik kısmı yani doktrini beyinlere nakşedilmeliydi. Yani bir stratejistin söylemi referans kabul edilmeliydi.

Ve nihayet Harvard Üniversitesi’nde görev yapan siyasal bilimler profesörü Samuel Huntington, 1993yılında Foreign Affairs dergisinde yayınlanan ‘medeniyetlerin çatışması’ konulu makalesi yayımlandı. Bugün bile çok konuşulan bu stratejistkâhine (!) göre bundan sonra çatışmaların, savaşların din ve onun getirdiği kültürel farklılıkların çevresinde gerçekleşeceği belirtiliyordu.

İşte güya bu stratejistin bundan sonra çatışmaların, savaşların din ve onun getirdiği kültürel farklılıkların çevresinde gerçekleşeceği öngörüsüne mani olmak amacıyla Irak’ta Keşnizani, Pakistan’da Kadriyani, Türkiye’de de Fetö hareketi eş güdümlü başlatılarak Medeniyetler İttifakı denilen bir başlıkla ülkeler içten işgal için hazırlanıyordu. Altmış yıllık Fetö hareketi artık bundan sonra farklı bir yere plan dahilinde  evriliyordu.

Hatırlarsanız dünyayı yöneten şeytani aklın Yalta’ya kadar İngiltere üstünden hareket ettiğini Yalta’dan sonra bu gücün Amerika’ya geçtiğini söylemiştik. İşte bu minvalde İngiliz aklı denilen bu şeytani aklın dört yüz sene öncesinden nasıl hareket ettiğini, bütün bu planların önünde engel teşkil eden Osmanlı’yı en güçlü döneminden başlamak üzere  nasıl içerden çökeceğini bu minvalde okuyacaksınız.

 

Yakından uzağa doğru gidelim…

Irak’ın işgalinden devam edelim.

Irak’ın işgal sürecinden önce askeriye başta olmak üzere devletin tüm kılcallarına sızan Keşnizaniler, liderleri Muhammet Keşnizani’nin işgal gerçekleşirken  ‘ evde oturmanızda fayda vardır’sözüne itimat edip ABD’yi altı saatin içinde Bağdat’a soktular. Saddam’ınkarısıve oğulları başta olmak üzere çoğu devlet teşkilatı bu ihanete imza atıp kendilerinden olmayan asker-polis- yargı vs. tam 350 bin kişiyi 8 saatte öldürdüler.Ve Irak’a ABD, tek mermi atmadan girdi.

Keşnizaniyani  kelime anlamı  olarak:

‘ kimse bilmiyor’ demek…

Evet kimse bilmeden bir anda ortadan kaybolan liderleri ve ardından yüzbinlerce Müslüman kadına tecavüz ve ölen milyonlarca Müslüman…

Şeytani akıl böyle işliyor ve bu adamları çocukluklarından keşfedip, yetiştirip, nüfuz sahibi edip  Müslüman coğrafyada istedikleri gibi at oynatabiliyor.

Bu minvalde üçünün de isminin Muhammet olması, üçünün de okullarının, televizyonlarının, dershanelerinin ve devletin tüm birimlerinde nüfuzların olması bile ne tuhaf değil mi…

Muhammet Keşnizani, Muhammet Fethullah Gülen, Muhammet Bin Kadriyani…

Hadi size şimdi de en eskisini , en yakıcı ve yıkıcı etki gösterenini yani dördüncüsünü ( İslam dünyasının başına nasıl bela edilişini)söyleyelim…

Vahabilik tarikatının kurucusu , Muhammed bin Abdülvahhab’dan bahsedeceğiz…

Suud Fetösünü dört yüz yıl önce oluşturup İslam’ın kalbine Vahhabiliğiyayan İngiliz ajanı Şeyh Muhammed bin Abdülvahhab…

(Peki bu konunu beka meselemizle ne alakası var diyorsanız Kaşıkçı cinayetinin neden Türkiye’de işlendiğini ve Türkiye’nin başına aslında bu süreçle beraber nasıl çoraplar örülmek istendiğini daha iyi anlayalım.

Önce Suud tarihine gidelim;

Kral Faysal hariç bütün Suud krallarında Osmanlı’ya ve dolayısıyla biz Türklere karşı  gizlibir kin vardır. Çünkü bunların dedeleri Abdullah bin Suud Arap Yarımadasında Vahhabiliği benimseyip her tarafı yakıp yıktığı için bundan 197 yıl önce İstanbul sokaklarında boynunda zincirle gezdirildikten sonra Padişah İkinci Mahmud’un huzurunda Beyazıt Meydanı’nda başı kesilerek idam edilmişti.

Ve Suud ailesi de aslen Yahudi’dir. Bugün maalesef adı MUHAMMET Bin  Selman olan veliaht prensin İsrail odaklı söylem ve  icraatlarına bakarsanız bu dediğimi teyit etmiş olursunuz.

Bundan dolayıdır ki ABD’nin Suriye’de bir Arap NATOsu düşünmesi bunu da Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri askerlerinden oluşturması, onları üstümüze salmaktan başka bir şey değildir. Çünkü bir diğer hain de yine adı Muhammet olan, Muhammet Dahlan’dır ve kendisi tam bir Türkiye düşmanıdır. )

Dördüncü diziyi burada bitirirken beşinci ve son diziye geçmeden evvel Gazeteci Nuh Albayrak’ın bir köşe yazısından alınan şu satırları çok dikkatli okumanızı özellikle istirham ediyorum…

İşte çok şaşıracağınız Vahhabilik gerçeği ve Şeytani aklın İngiliz versiyonu:

………………………………………………………………………………………………………..

 

1710 yılında “temel eğitim” için “Muhammed kod adı” ile İstanbul’a gönderilen Hempher; Kur’an’ı Kerim’i hatim edip, Osmanlıca ve Arapçayı da iyice öğrendikten sonra Irak’ta görevlendirildi.

Verilen hedef şuydu:

“Müslümanlar arasındaki Şii-Sünni-Alevi ihtilafını şiddetlendirebilirsen, İngiltere’ye en büyük hizmeti yapmış olacaksın. Osmanlı Devletini ancak böyle yıkabiliriz. Senin vazifen, ahaliyi isyana sevk etmektir! Tarih, bütün darbelerin, halkın ayaklanmasıyla başarılı olduğunu göstermiştir.”

Önce “en uygun aday”ı keşfetti

İlk durağı olan Basra’ya yerleşip, kamuflaj için Müslüman bir marangozun yanında işe giren “İngiliz Muhammed”, projesine uygun bir “başrol oyuncusunu” gözetlemeye başladı.

Hempher bu süreci hatıralarında şöyle anlatıyor:

Marangozhaneye arada bir, yüksekten konuşan, asabi bir delikanlı uğruyordu.

Sürekli Osmanlı’yı ve İslam alimlerini kötülüyor, “Kur’an’da dört mezhepten birine tabi olmak hakkında hiçbir delil yok” diyordu. Hatta Hadisleri ve Ebu Bekir, Ömer gibi sahabenin görüşlerini de hiçe sayıyordu.

Aradıklarımı bu gençte bulmuştum.

Zira dört Halifeye önem vermeyişi, Kur’an’ı ve Sünneti anlama hususundaki “müstakil”görüşleri en zayıf noktasıydı. Kendini beğenmişliğini iyi kullanarak onu elde edebilirdim.

***

Bu Necdli genç ile çok yakın arkadaşlık kurdum.

Onu daima övüyor, “İslam’ı cihana yayacak âlim sensin” diyordum, çok hoşuna gidiyordu.

Kur’an’ı, müfessirlere muhalif; kendi fikirlerimize göre tefsir etmeyi kararlaştırdık.

Zaman ilerledikçe, “sarhoş etmeyecek kadar içki içmenin haram olmadığını (!) oruç ve namazın farz olmadığını (!)” söyledim. İtiraz etti ama Kur’an’dan aktardığım (!) bazı mantık oyunlarıyla ikna ettim.

Bu konuları tefsirimizde bu mutabakatlarımıza göre işliyorduk.

 

Peygamberden mesaj getirmiş!

HempherNecdli gence sürekli olarak, “doğrudan Kur’an’dan ilham alarak kendi anladıklarına göre hareket etmesi gerektiği”ni telkin ediyordu:

Kendisine, Sünnilik ve Şiilik haricinde bir yol tutması gerektiğini söyledim. Bu fikrime o da önem veriyordu, zira mağrur biriydi.

Ondan hiç ayrılmadım. Hiç yalnız bırakmıyor; konuştuklarımızı muhakeme fırsatı vermiyordum.

Sömürgeler Bakanlığı’na her ay gencin durumu ile ilgili rapor gönderiyordum.

***

Bir gün, şöyle bir rüya uydurdum:

Dün gece Peygamberimizi rüyada gördüm. Bir kürsüde oturuyordu, siz girdiniz. Yüzünüz nur gibi parlıyordu. Peygamber yerinden kalktı, iki gözünüzün arasını öptü ve “Sen benim adaşım, ilmimin vârisisin” dedi. Sen, “Ya Rasulallah, ben ilmimi insanlara açıklamaktan korkuyorum” dedin, “Sen büyüksün, hiç korkma” diye cevap verdi.

Sevincinden uçuyordu, yeni bir mezhep (!) kurmaya karar verdi ki, bu karar benim için kariyerimin zirvesi demekti…

 

İngiliz Krallığı, bu çalışmaların aksamadan yürütülmesi için Hempher’i de Necd’e gönderdi. Ve Muhammed bin Abdülvahhab, 1730’da Vahhabiliği tebliğ etmeye başladı.

Önce dar bir çerçevede başlayan bu çalışmalar yavaş yavaş genişletildi.

İngiliz Muhammet Hempher hatıralarında, bu süreci şöyle anlatıyor:

“Davet yayıldıkça, muhalifleri çoğalıyordu. Onu korumak için, etrafına muhafızlar koydum. Ve onlara istedikleri kadar para verdim. Fazla hücum yapıldığı zaman, davetten vazgeçmek istiyordu ama azmini kamçılıyordum, ‘Peygamber senden daha fazla eziyet gördü’ diyordum.”

 

İngilizlerle İsfehan’da yürüttüğü pazarlıklar sonucunda, “Müslümanları tekfir etmek, öldürmek, mallarına, namuslarına el koymak helaldir, Halifeye itaat caiz değildir, Mekke ve Medine’dekiler başta olmak üzere; bütün türbelerin yıkılması gerekir” gibi maddelerden oluşan 6 şartı kabul etmesi karşılığında, “Görüşlerini açıklayınca muhatap olacağı saldırılardan korunma garantisi” alan Necdli Muhammed artık “kendi mezhebini”yaymaya başlayabilirdi!

 

……………………………………………………………………………

Devam edeceğiz…

 

 

 

 

 

 

 

Bu Haber 907 kez Okundu
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...

Yoruma kapalı.

Benzer Haberler
Yukarı Geri Ana Sayfa

...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...

...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...
”TEŞEKKÜR EDERİZ””TEŞEKKÜR EDERİZ”Şalpazarı İlçesine bağlı Akçiriş köyü sakinlerinden olan Merhum...
”Bahçeli;Vakfıkebir’de Akrabalarının Kabrini Ziyaret Etti””Bahçeli;Vakfıkebir’de Akrabalarının Kabrini Ziyaret Etti””Bahçeli;Vakfıkebir’de Akrabalarının Kabrini Ziyaret Etti”;Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)...
”Şalpazarı’nda Bir Değer;28 Yıldır İlçesinde Görev Yapıyor””Şalpazarı’nda Bir Değer;28 Yıldır İlçesinde Görev Yapıyor””Şalpazarı’nda Bir Değer;28 Yıldır İlçesinde Görev Yapıyor” Trabzon’un...
”Fındık Budama Kursiyerleri, Belgelerini Vali Yücel Yavuzu’un Elinden Aldılar””Fındık Budama Kursiyerleri, Belgelerini Vali Yücel Yavuzu’un Elinden Aldılar””Fındık Budama Kursiyerleri, Belgelerini Vali Yücel Yavuzu’un Elinden...
”Şalpazarı’lı Hemşehrimiz Engin Çırakoğlu Tuğgeneralliğe Terfi Etti””Şalpazarı’lı Hemşehrimiz Engin Çırakoğlu Tuğgeneralliğe Terfi Etti”''Şalpazarı'lı Hemşehrimiz Engin Çırakoğlu Tuğgeneralliğe Terfi...

TRT Spor Haberler

  • Anket

    • Sorry, there are no polls available at the moment.