” 28 ŞUBAT’TAN 15 TEMMUZ’A” | …ŞALPAZARI SES… SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com…
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...

" RADYO AĞASAR " (Dinlemek için play tuşuna basınız)
” 28 ŞUBAT’TAN 15 TEMMUZ’A”
” 28 ŞUBAT’TAN 15 TEMMUZ’A”
( Sevgili dostlar, yazı biraz uzun oldu… Arşivlik olması, unutulanları hatırlatması, bir döneme damga vurması ve bin yıl sürecek denilen olayların temelini atması gibi yönleriyle okunmaya değer diye düşünüyorum. Takdir...
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...

( Sevgili dostlar, yazı biraz uzun oldu… Arşivlik olması, unutulanları hatırlatması, bir döneme damga vurması ve bin yıl sürecek denilen olayların temelini atması gibi yönleriyle okunmaya değer diye düşünüyorum. Takdir sizin… )

'' 28 ŞUBAT’TAN 15 TEMMUZ’A''

” 28 ŞUBAT’TAN 15 TEMMUZ’A”

1960 darbesi, 1971 Muhtırası, 1980 darbesi ile her on yılda bir alışık olduğumuz darbeler silsilesine, adına balans ayarı denilen ve literatüre de post modern darbe diye geçen 28 Şubat hala hafızalarımızda…

1997 Türkiye’sinin sıradan bir Afrika ülkesinden farkının olmadığı yıllardı o makûs yıllar…

1980darbesi ile iyice ümüğü sıkılan siyaset, sorunsuz bir on yıl rotasında gitmişti.

80’li yılların büyük bir kısmına,  90’lı yıllarında hemen başına Turgut Özal damgasını vurunca asker olmadan bu iş nasıl halledilirin alternatifleri sahaya sürülmeye başlandı.

PKK kartı bu yıllarda en vahşi, en acımasız bir figür olarak kullanıldı.

Doğu’da kanlı Karakol baskınlarıyla tırmanan terör artık büyükşehirlere de yansımış ve diğer taraftan da mafya örgütlenmeleriyle Devlet- Mafya algısı toplumun zihin kodlarına yerleştirilmişti.

Cumhuriyet tarihinin belki de en acı on yılı diyeceğimiz 90’lı yıllar çok çok trajik geçecekti.

Osmanlı’nın 1800-1900’lü yılları için söylenen  “en uzun yüzyıl” ifadesi ne ise Cumhuriyet Türkiye’sinin de bir asra bedel on yılı bu zaman dilimleri olarak tarihe geçti.

90’lar;

Siyasi cinayetlerin, Devlet- Mafya ilişkilerinin, ekonomik krizlerin, PKK’nın en kanlı zirvesinin, 28 günlük siyasi iktidarların, Marmara depreminin, kaosun, gözyaşının, umutsuzluğun, çaresizliğin, işsizliğin, yaşanmış bir savaş olmamasına rağmen bugünkü Suriyeliliğin adı olarak zihinlere kazıldığı yıllardır.

Gelin ufak bir zihin hatırlatmasıyla bu bir asra bedel on yılı özetleyelim… Çünkü 15 Temmuz’a giden sürecin asıl tohumları bu yıllarda atılmıştı.

90’lı yılların hemen başında Amerikaönce Saddam’a “gir Kuveyt’e arkandan ben varım, diyerek Kuveyt’i işgal ettirdi, sonradan Saddam işgalci diyerek büyük bir senaryo ile uluslararası desteği arkasına da alarak Irak’ı işgal etti.

Ve biz petrole gömülmüş kuşları gördükçe, Saddam’ın füzeleri Ankara’yı tehdit ediyor haberlerini satılmış basından okudukça ve CNN’den canlı yayınlanan savaşı an be an izledikçe Amerika safındaydık tüm toplumca…

Tıpkı izlediğimiz kovboy filmlerindeki gibi… Kötü olan Kızılderililer öldürüldükçe mutlu oluyorduk.

Halbuki ırzına geçilen üç yüz bin kadın, öldürülen bir milyondan fazla Müslüman bir yana önümüzdeki 30 yıla damgasını vuracak ve Arap Baharıyla da iyice şekillenen ve nihai  hedefinta o yıllarda Türkiye olduğu gerçeğinin farkında bile değildik.

Saddam katliamlarından kaçıp ülkemize gelen göç dalgası ve bunların arasına sızan PKK’lı teröristlerle birlikte birlerinin planı tıkır tıkır işlemeye başlamıştı.

Öncelikli olarak çok da iyi olmayan ekonomi, Körfez Savaşının yıkıcı etkisiyle türbülansa sokuldu ve sonra da faturası hükümete ilk seçimde ödetildi.

Akabinde desiyasi istikrar dönemi bozularak koalisyon hükümetleri devri başladı.

SHP-DYP hükümetleriyle fitili ateşlenen siyasi istikrarsızlık ve yönetilemezlik süreci on yıl boyunca farklı koalisyon hükümetleriyle devam etti ve ülke büyük bir kaosabu süreçlerle gebe bırakıldı.

SHP bünyesinde ittifakla meclise giren ayrılıkçı Kürt hareketi zihniyetindeki DEP vekilleriyle terör siyasi zeminde ilk defa yer bulurken diğer yandan da PKK bu yıllarda en kanlı eylemlerini gerçekleştirerek ülkenin bölünmezliği üzerine zar atacak konuma geliyordu.

Amerika bir yandan Irak’ı kuşatırken Türkiye içinde de kendine bağlı gladyo unsurlarını harekete geçiriyordu.

Ve kanlı derin devletin yani gladyonun ilk ses getirici eylemi 1991 yılındaki Nevruz kutlamalarıyla gerçekleşti. 31 kişinin ölümüyle sonuçlanan Nevruz, artık bahar bayramı değil, birilerinin sisli havada koyun avının adıydı.

1992 yılının Nevruz’u adeta bir iç savaş gibiydi. Cizre odaklı olaylarda üçü gazeteci olmak üzere toplamda 97 kişi hayatını kaybetmişti.

Ve maalesef en kanlı en acı yıl olan 1993 yılı sıradaydı.

90’lı yıllar nasıl ki bir asra bedelse 1993 yılı da bu asrın en uzun yılı olarak tarihe geçen bir yıldı.

Önce;

Derin Devlet- Siyaset- PKK siyaset ayağını deşifre eden Uğur Mumcu 24 Ocak’ta arabasına bomba konularak öldürüldü.

Sonrasında

Kürt Sorunun çözmek için rapor hazırlayan ve her anlamda çok iyi yetişmiş bir devlet adamı vasfı ve zekasıolan Adnan Kahveci 5 Şubat’ta trafik kazası süsü verilerek öldürüldü.

Ve sırasıyla:

17 Şubat 1993’te Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis uçağı yine kaza sosu verilerek düşürüldü. Şehit edildi.

(Eşref Paşa ABD’nin PKK ile ilişkisini belgelemiş, İncirlik kapatılmalı diye raporlar sunmuş ve Kürt sorununu çözmek için Irak- İran ve Suriye ile görüşmeler yapıp Özal’a fikirleriyle tesir etmiş değerli bir komutandı. Ve yaşasaydı birkaç yıl sonra  Genelkurmay Başkanı olacak bir isimdi. )

17 Nisan 1993’te Turgut Özal Çankaya Köşkü’nde zehirlenerek şehit edildi.

( Ne tesadüftür ki köşkte o akşam olması gereken sağlık görevlilerinin hiçbiri yoktu ve çağrılan ambulans da en yakın hastaneye değil en uzaktaki hastaneye gitmeyi tercih ediyordu. Ve öldürülmeden önce Türk Cumhuriyetleri turuna çıkan Özal burada Fetö okullarına uğramış ve incelemelerde bulunmuştu. Kimbilir belki de ilk zehir buradaki gezide vücuduna verildi. )

23 Mart’ta Malatya- Bingöl yolu kesilerek silahsız 33 er acımasızca şehit edilmişti.

 

33 askerin şehit edilmesinin ardından PKK ile devlet arasında ilan edilen ateşkes de fiilen bozulmuştu.  Bu olayın faili olarak Parmaksız Zeki kod adlı Sırrı Sakık gösterilmiş ancak bu şahıs  tutuklandıktan sonraki açıklamalarında olayda kendisinin hiçbir şekilde olmadığını söylemesi, eylemi derin devletin icra ettiğini ima etmesi kayıtlara geçti.

(33 eri silahsız olarak sevk ettiren komutanların daha sonra gladyo ile bağlantıların olduğu devletin resmi kayıtlarıyla belgelendi. )

 

2 Temmuz 1993 Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür ve Sanat Etkinlikleri kapsamında Madımak Oteli’ne yerleşen Aziz Nesin ve arkadaşları yine bir güç tarafından protesto ettirilmiş ve otel ateşe verilerek 33 kişi yanarak can vermişti.

Bu olaydan sadece dört gün sonra Erzincan’da Başbağlar köyü basılarak 27 erkek kurşuna dizildi ve altı kadın da yakılarak öldürüldü.

Bu iki acı olayda 33 kişinin öldürülmesi tesadüf olamazdı.

(Sivas’taki vahşet Alevi, Erzincan’daki katliam Sünni davası görülerek bir taraftan da Alevi- Sünni fitilinin ateşlenme maksadı güdüldü. )

22 Ekim’de Lice’de Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın şehit edildi. Eşref Paşa’nın sağ kollarından olan Aydın Paşa’nın ölümü bahane edilerek çıkan çatışmalarda 30 kişi daha ölecekti.

(PKK, bu infazıda  hiçbir zaman üstlenmedi ve bir PKK itirafçısı bu cinayeti JİTEM’İN yaptığını itiraf etti. Birkaç gün sonra Siirt’te de çıkan olaylar yüzünden 12 kişi daha hayatını kaybedecekti. )

Ve 4 Kasım 1993’te Derin Devlet- PKK ilişkisinin uyuşturucu trafiğiyle nasıl gerçekleştiğini, beyaz Toros marka araçların hangi işlevlerle kullanıldığını mahkemede delilleriyle açıklayacağını söyleyen Eski Diyarbakır JİTEM Bölge Komutanı Binbaşı Ahmet Cem Ersever duruşma için gittiği Ankara’da infaz edildi.

Ve 93 yılı nihayet bitmişti ve artık ülkede Demirelli ve Çillerli yıllar hüküm sürüyordu.

Özal’ın öldürülmesinin ardından askerin rızasıyla, gladyonun oluruyla,  kızım dediği Tansu Çiller’i yerine Başbakan olarak bırakıp 16 Mayıs 1993’te Köşk’e çıkan Demirel ile birlikte gladyo da asker de derin bir nefes almıştı.

Çünkü “asker tak der, ben şak  diye yaparım, olmadı şapkamı alır giderim.” diyen bir Cumhurbaşkanı orada olduğu müddetçe bir sıkıntı olmazdı.

1994’ün Ocak ayında Demirel “ Kürt Devleti olgusuna hazırlıklı olmalıyız.” beyanatıyla Çankaya’ya hangi gerekçelerle çıkarıldığını da itiraf etmiş oluyordu.

Çankaya, 1946 Yalta’dan beri Amerika’nın sanki bir eyaletinin yönetim biriminin adı gibiydi. O birim Ortadoğu’nun merkeziydi ve Ortadoğu’ya hakim olan da dünyaya hakimdi. Böylelikle hem İsrail güvence altında idi hem de ileride kurulacak olan Büyük İsrail planları o bir kişi üzerinden yürütülecekti. Hem de Osmanlı tehlikesi ta yerinden önlenecekti. Yani Churcil’in ifadesiyle kuruyunca sulayın, uzayınca budayın, felsefesi hüküm sürmeliydi.

Bir  şey ile adeta her şeyin kontrol edildiği bir sistemdeki o bir şey sizden olmalıydı. Her kim ki sizin kurallarınızın dışına dışına çıkmaya yeltendiyse tasfiye edilmeliydi. Özal önce dümen suyunda gitti ve sonra bunun dışına çıktı ve öldürüldü.

Onun için bu kuralı en iyi gelenler/ getirilenler biliyordu.

Nihayet ülkeyi Baba ve kızı yönetiyordu artık.

Boğaziçili, İktisatprofesörüunvanlarıyla ülkenin ilk kadın Başbakanı olan Çiller iki yıl sürdürdüğü Hazine Bakanı görevinin ardından 25 Haziran 1993’te görevi devraldı.

DYP-SHP hükümeti Başbakan değişikliğinin ardından kaldığı yerden devam ediyordu.

Öte yandan ülkede sular durulacak gibi değildi. 93 yılının etkisi o kadar fazlaydı ki 94 yılı bu ağırlığı ekonomik açıdan kaldıramadı ve 5 Nisan 2004’te büyük bir kriz patlak verdi.

Bir yandan ekonomi, diğer yandan terör derken ülke hızla bir girdabın içine sürükleniyordu.

Çiller ilk başlarda Kürt meselesinde oldukça ılımlıydı. Hatta Bask modeli gibi bir modeli önerirken daha sonra ise şahin bir anlayışa sahip oldu.

1994 yılında Erbakan Hoca’nın partisinin grup toplantısında:

“Refah Partisinin iktidara gelmek için sert mi yumuşak mı, kanlı mı yoksa tatlı mı olacak, buna 60 milyon karar verecek.” beyanatı ülkeyi hararetli bir tartışmaya sokarken 14 Nisan 1994’te Irak’ın kuzeyinde ABD jetleri iki Türk helikopterini güya yanlışlıkla düşürerek, üç Türk subayını şehit etmesiyle bir şekilde mesaj veriyordu.

1994 ve 1995’li yıllar terör, mafya, Kardak krizi, Gazi Mahallesi Olayları, Azınlık Hükümetleri, ekonomik krizler ile geçerken bir yandan da İstanbul ve Ankara gibi iki büyük şehrin belediye başkanlıklarını kazanan Refah Partisi bir umut olarak ağırlığını hissettirmeye başlayacaktı.

Nihayet 1996 yılında yapılan seçimlerde %23 oy alarak birinci parti çıkan Refah Partisi DYP ile 28 Nisan 1996 yılında RP-DYP koalisyon hükümetini kuracaktı.

İşte ne olduysa ondan sonra oldu.

Önce planlanan Susurluk kazası ile Devlet-siyaset mafya ilişkisi müthiş bir PR çalışmasıyla sahneye kondu. Hemen hemen her evde ışık söndürme eylemleri, sokaklarda büyük mitingler düzenlendi. Erbakan’ın Faso fiso dediği, Şevket Kazan’ın mum sönme olarak adlandırdığı bu olaylarla Aleviler de provoke edildi.

Erbakan’ın Libya gezisinin malum medya tarafından suiistimal edilişi, Kaddafi’nin çadırı, sözleri gibi unsurların devlet itibari ile özdeşleştirilişi, nerden çıktığı belli olmayan Aczimendilerin birden bire büyük bir oyunla sahneye konuşu, içkici Ali Kalkancı’nın şeyh yapılışı, konsomatris bir kadının adına Fadime denilişi ve Müslüm Gündüz ile kameralar eşliğinde( DöneminFetöcü polis müdürleri ve malum medyanın işbirliği eşliğinde ) basılışı… İstanbul başta olmak üzere yeşil bayraklarla birilerine Şeriat isteriz sloganları attırılışı vsvs…. Hepsi büyük bir oyunun parçalarıydı…

Halbuki Erbakan Hoca havuz sistemini kurarak faiz lobisinin ve baronların ümüğünü sıkmış, devlet bütçesine nefes aldırmış, memura emekliye yüzde yüz oranında zam yaparak topluma büyük bir nefes aldırmış, diğer taraftan da Afrika ve D8 Müslüman dünya açılımı ile ülkenin prangalarını kırmaya çalışmıştı. Ve bu doğrultuda da çok kısa zamanda çok büyük mesafeler almıştı.

Ama olmadı… 28 Şubat’a giden süreci birileri tıpkı 1960,1980 darbesi gibi çok iyi planladı.

28 Şubat’tan sadece üç gün önce Karadayı ve Çevik Bir gibi paşaların (!) CIA ile görüşmesi, İsrail’e gidip olaya oralarda son şeklini vermesi,aslında 1960 ve 1980 ihtilalinin bir dejavusu 15 Temmuz’un da fragmanı gibiydi.

Sonrasında kapatılan Refah Partisi,  kurulan koalisyon hükümetleri, Marmara Depreminin sosyolojik ve ekonomik yıkıcı etkisi ve ülke tarihinin en büyük ekonomik krizi olan 2000 ve 2001 krizlerine giden sürecin fitilinin ateşlenmesi gibi büyük türbülansların, fırtınaların ardından 2002 Kasım’ı ve Erdoğan gerçeği…

Amcası Sultan Abdülaziz’in yanında çok iyi yetişen ve önce tahtan azledilen ve sonra da intihar süsü verilerek öldürülen Abdülaziz’in yerine tahta çıkıp, zekâsıyla, ferasetiyle ve devlet aklıyla zor durumda olan Osmanlı’yı tam otuz üç yıl yöneten Abdülhamit…

Erbakan Hoca ile Erdoğan arasında da böyle bir ilişki kurmak mümkün…

Erdoğan, hocasına yapılan bütün bu oyunları çok iyi süzerek,çok ince politikkalarak üreterek, ilk başlarda düşmanın dümen suyunda izlenimi vererek ve her şeyden önce dik durarak,

her ikisi de büyük bir mizanseni kapalı kapılar ardında sergileyerek ülkeyi buralara taşıdı.

Batı taklitçileri, Siyonist hizmetkârları gibi en ağır söylemleri şahıs bazında değil de Parti bazında öğrencilerine söyleyen Erbakan, adeta bir paratoner görevi yaparak kendi öz evlatlarını bu şekilde korudu.

Ve Erdoğan, Erbakan hocasına en ufak bir tepki vermeyerek kararlı bir şekilde hocasının çizdiği misyonu ve vizyonu,  Abdülhamit’in sonunu yaşamadan ikinci bir kurucu lider olarak Yeni Türkiye gerçeğini Devlet Bahçelinin desteğiyle ortaya koymayı başardı.

Özetlersek:

Peygamber Ocağı denilen ve asker millet diye anılan bir milletin, kendi ordusuna güveninin yerle yeksan edilmesinde,

Toplumun, laikler-dindarlar (irticacılar)/ Aleviler- Sünniler diye kutuplaştırılmasında,

Apo’nun iade edilerek Fetö’nün eşgüdümlü olarak Pennsylvania’ya gitmesinde;

PKK’nın  dört yıl ölü taklidi yapıp en güçlü dönemine ulaşmasında,

İmam Hatiplerin kapanma noktasına getirilip, FETÖ dersane ve okullarının baş tacı edilip buralardan devşirilen ve adına şakirt denilenlerin Ecevit eliyle DMS (KPSS ) sınavlarıyla devletin tüm kadrolarına ( sorular çalınarak ) sorunsuz ve nokta atışıyla yerleştirilmesinde,

Şakirtlerin; HİZMET aşkıyla, güya ümmet sevdasıyla, Afrika’dan Asya’ya, Balkanlara toplamda  yüz altmış ülkeye gönderilip Evladı Fatihan/ şefkatli Türk mirasının çürütülerek CIA’nin emellerine düşülerek her türlü vatan hainliğine bilmeden de olsa yönlendirilmesinde,

Türk ekonomisinin batık bankalar vesilesiyle ve tüm unsurlarıyla 400 milyar dolara uğratılmasında ve akabindeki yıllarda bu bozulmanın domino etkisi yaparak 2000 ve 2001 ekonomik enkazlarınyaşatılmasında,

Siyaset, din, tarih, Milli kültür, asker millet gibi kavramların hercümerç edilmesinde,

 

VE VE VE…

Hepsinden önemlisi kayıp nesiller yetiştirilerek Devlet- Millet halkasının zedelenmesinde

28 ŞUBAT BAŞ AKTÖRDÜR…

Sonu 15 Temmuz ile taçlanan bir süreçle, Fetö’nün devletin tüm kılcal damarlarına sızması 28 Şubat Post Modern darbesiyledir.

Yani 28 Şubat 1997’den 15 Temmuz 2016’ya kadar yaşanan bütün büyük olayların temelleri bu süreçte atılmıştır.

 

EZCÜMLE… 28 ŞUBAT’TAN 15 TEMMUZ’A

Bu Haber 1.837 kez Okundu
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...

Yoruma kapalı.

Benzer Haberler
Yukarı Geri Ana Sayfa

...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...
”Halkımız Yayla Şenliklerine Doyacak””Halkımız Yayla Şenliklerine Doyacak”TRABZON;Şalpazarı halkımızın büyük bir çoğunlu...
”Evlerde Kış Hazırlıkları Tamamlandı””Evlerde Kış Hazırlıkları Tamamlandı”TRABZON; Şalpazarı ilçesinde evlerde kışlık...
”Gurbet’ten Şehitler Kupası Geldi””Gurbet’ten Şehitler Kupası Geldi”TRABZON; Şalpazarı’lı hemşehrilerimizin yoğun olduğu...
” 3’Üncü Kitap Okuma Yarışması Pazar Günü Gerçekleşecek”” 3’Üncü Kitap Okuma Yarışması Pazar Günü Gerçekleşecek”Trabzon Büyükşehir Belediyesinin geleneksel hale...
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...
”Halkımız Yayla Şenliklerine Doyacak””Halkımız Yayla Şenliklerine Doyacak”TRABZON;Şalpazarı halkımızın büyük bir çoğunlu İlçe dışı Yurt...
”TEŞEKKÜR EDERİZ””TEŞEKKÜR EDERİZ”Şalpazarı İlçesine bağlı Akçiriş köyü sakinlerinden olan Merhum...
”Bahçeli;Vakfıkebir’de Akrabalarının Kabrini Ziyaret Etti””Bahçeli;Vakfıkebir’de Akrabalarının Kabrini Ziyaret Etti””Bahçeli;Vakfıkebir’de Akrabalarının Kabrini Ziyaret Etti”;Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)...
”Şalpazarı Nereye Koşuyor””Şalpazarı Nereye Koşuyor”Şalpazarı Nereye Koşuyor derler ya bir tüten bacası bile...
”Şalpazar’nın Yeri Bende Başkadır ‘”Şalpazar’nın Yeri Bende Başkadır ‘”Maçka da Bulunan Dostlarımızı Ziyaret Ettik” Şalpazarı Orman...
”Şalpazarı’lı Hemşehrimiz Engin Çırakoğlu Tuğgeneralliğe Terfi Etti””Şalpazarı’lı Hemşehrimiz Engin Çırakoğlu Tuğgeneralliğe Terfi Etti”''Şalpazarı'lı Hemşehrimiz Engin Çırakoğlu Tuğgeneralliğe Terfi...
”Evlerde Kış Hazırlıkları Tamamlandı””Evlerde Kış Hazırlıkları Tamamlandı”TRABZON; Şalpazarı ilçesinde evlerde kışlık yiyecek ve ısınma...
” Pelitçik Derneği’nden,Örnek Davranış “Geleceğe Bir Işık Tut” Kampanyası”” Pelitçik Derneği’nden,Örnek Davranış “Geleceğe Bir Işık Tut” Kampanyası”'' Pelitçik Derneği’nden,Örnek Davranış “Geleceğe Bir Işık Tut”...
”Aydın ve Ekibi Güven Tazeledi””Aydın ve Ekibi Güven Tazeledi”Diyanet Sen Trabzon Şubesinin 6.Olağan Genel Kurul Toplantısında...
”TSSF Başkan’lığı Trabzon da Sualtı Ragbisi Düzenledi””TSSF Başkan’lığı Trabzon da Sualtı Ragbisi Düzenledi”TRABZON; Şalpazarı İlçemize bağlı Üzümözü mahallesi sakini gururumuz...
”Kurukız’dan Karaman’a Taziye Ziyareti””Kurukız’dan Karaman’a Taziye Ziyareti””Kurukız’dan Karaman’a Taziye...
‘Trabzon CHP Milletvekili Ahmet Kaya Şalpazarı’na Teşekküre Geldi”‘Trabzon CHP Milletvekili Ahmet Kaya Şalpazarı’na Teşekküre Geldi”'Trabzon CHP Milletvekili Ahmet Kaya Şalpazarı’na Teşekküre...

TRT Spor Haberler

  • Anket

    • TRABZON ŞALPAZARI’NDA 31 MART 2019 SEÇİMLERNDE KİMİ BELEDİYE BAŞKANI ADAYI GÖRMEK İSTERSİNİZ? MÜRACAAT SIRASINA GÖRE YAYINLIYORUZ.

      Sonuçlar

      Yükleniyor ... Yükleniyor ...
  • bursa escort escort beylikdüzü escort bursa bayan escort istanbul escort istanbul escort mersin escort kayseri bayan escort bayan bursa kocaeli escort bayanlar atasehir escort bayanlar istanbul escort maç izle