''Özkan Sümer'den Çarpıcı Açıklamalar;1.Bölüm'' - ...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com... | …ŞALPAZARI SES… SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com…
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...
20 Eylül 2017 Çarsamba
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...
”Özkan Sümer’den Çarpıcı Açıklamalar;1.Bölüm”

RÖPORTAJ: ADNAN SUNGUR – Trabzonspor’un efsane isimlerinden  Özkan Sümer, sonnokta’ya birbirinden çarpıcı açıklamalarda bulundu, transfer politikasını ve beklentileri şu sözlerle yerden yere vurdu: Özkan Sümer!… Kiminin adeta taparcasına sevdiği, bazılarının nefret ettiği ama Türk futbolunun ve Trabzonspor’un 50 yılına silinmesi olanaksız damga vuran bir isim… Belki de kendini en çok tartıştıran, en fazla tepki alan ama aynı oranda da takdir edilen bir futbol bilgini… Trabzonspor başkanı… A Milli Takımın Trabzonspor orijinli ilk teknik direktörü… Üç büyüklerden birini çalıştıran ilk Trabzonsporlu teknik direktör (Galatasaray) Futbol Federasyonu asbaşkanı… Trabzonspor Futbolcu İzleme Komitesi Başkanı… Trabzonspor yönetimi teknik baş danışmanı… TFF Başkanı teknik baş danışmanı… TÜ- FAD onursal başkanı… Aynı zamanda spor yazarı… Futbolun içinde böylesine geniş yelpazede görev yapabilen belki de tek insan… Görev yaptığı her alanda kendini tartıştıran, yıkıldığı anlarda kendi ifadesiyle küllerinden yeniden doğan, yenilgiyi asla kabullenmeyen bir lider Uygulamaları fantastik.. Gittiği takımlarda yönetimlere tesis yapma zorunluluğu getiren bir isim… Ya da yönettiği takımlarda istemeyerek de olsa disipline uymadığında kendine ceza verebilecek kadar radikal… Galatasaray’ı çalıştırırken, Trabzonspor altyapısına dönebilecek kadar deli dolu… Birçok Süper lig takımının teklifler yapmasına karşın, altyapıyı bırakmayan bir idealist… Teknik direktörlüğü bırakıp Trabzonspor başkanlığına soyunarak ekmek kapasını kapatan gözü kara bir duygusal. ‘Şok pres’i futbol literatüre sokan bir yaratıcı zeka.. A Milli takımı çalıştırırken, “Milli görevde paranın hesabı yapılmaz” diyerek herkese örnek olan bir şahsiyet. Sistemle kavga etmesine karşın, onun içinde olmak zorunluluğunun yarattığı ikilemi yaşayan, “İnsan ya sisteme uyar, ya sistemi kendine uydurur. Ben tek başıma sistemi kendime uyduramadığım için sisteme uymaya karar verdim” sözlerine karşın yine de zaman zaman düzenin ağalarına baş kaldıran bir isyankar!…

 

Ve Özkan Sümer, Karadenizde Sonnokta Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Ortaya işte bu doyumsuz röportaj çıktı:

 

SUNGUR: Sohbetimize en son noktadan başlamak gerekirse, Trabzonspor’un şu andaki durumunu nasıl görüyorsunuz?

 

HAMLELER BİLİNÇLİ DEĞİL.. SÜMER: Trabzonspor’un elbetteki sportif başarı doğrultusunda hamlesi olması için oyuncu katma heyecanı devam ediyor. Ancak bu heyecan ve hamle bir bilince bağlı değil.  Yapılan eylemler eskiden olduğu gibi oyuncu katma çabasında kariyerden hareket ediliyor. Bir türlü yararlılık ve ihtiyaçlar değerlendirilerek yola çıkılmıyor. Bu düşünce de çok dikkate alınmıyor Bu da büyük bedeller ödeyeceğine dair kaygımızı devam ettiriyor. Bu kaygı sadece mali açıdan değil. Sportif açıdan bu kadar büyük beklentilere yanıt vermemesi büyük bir kaygı kaynağıdır. Çünkü yıkımı büyük olur. Zaten geldiğimiz noktada artık bu yöndeki tahammülün tükendiğini söyleyebiliriz.

SUNGUR: Neyin yapılması gerekiyor ki yönetim doğru bir uygulamanın içinde olsun?

ENDÜSTRİYEL FUTBOLU BİLMEK GEREKİR SÜMER: Öncelikli olarak günümüz futbolunun geldiği noktadan hareket edilmeli. Nasıl tanımlıyoruz bugünkü futbolu?  Endüstriyel futbol. Endüstriyel futbolun bir kere ne olduğunu bilmek gerekir. Bunu bilmeden bugünkü profesyonel futbolu, hem de büyük imkanların, paraların döndüğü bir alanı yönlendirmek ve iyi yönetmek kolay bir şey değil. Endüstriyel futbolda 4 ana temel unsur var. Bunları, bir proje, iki sistem, üç kaynak, dört süreç olarak tanımlayabiliriz. Bunlardan birinin olmadığı noktada diğerleri işe yaramaz. Trabzonspor’u yönetenlerin de mevcut anlayışla, endüstriyel futbolun gerekliliklerine ve gerçeklerine dönük olarak bir uygulamanın yapıldığını söylememiz olanaksızdır.

 

SUNGUR: Trabzonspor’u yönetenler, bunların hiçbirini mi uygulamaya sokamıyor?

 

SEÇİCİ OLMAK GEREKİR SÜMER: Bunların üçü olsa, biri olmazsa yine işe yaramaz. Yani bu 4 unsurun da mutlak suretle birbirini tamamlayacak şekilde olması şarttır. Aksi takdirde üçü olsa, biri olmazsa yine de tutarlı ve sürdürülebilir bir başarı getirmesi söz konusu değildir. Daha önce izah ettiğim gibi bu sadece sportif başarı yönünde bir gereksinme değil. Mali yönden, kitlelerin katılması ve Trabzonspor’un değerlerini dinamik hale getirmesi açısından da önemlidir. Buna sadece bir puanlama olarak da bakmamak gerekir. Endüstriyel futbolun içinde tabii ki her zaman olduğu gibi en önemli yatırım bir kulüp için transferdir. Bunun ne kadar etkili olduğu bilinciyle çok seçici olmak gerekir. Bu kadar teknik bir olayı hiç bilmeyen insanlar yapmaya kalktıkları zaman kaydedecekleri tek şey hasardır

SUNGUR: Trabzonspor sürekli pahalı transferler yapıyor.  Yüksek bedelli isimlerin alınmasıyla birlikte tavan ücretler de sürekli yükseliyor. Buna son örnek de Burak Yılmaz diyebiliriz. Bu Trabzonspor’un uygulaması gereken bir tarz mıdır?

BÜYÜK KAYIPLAR VERİLDİ SÜMER:  Bu konuda eleştirilerime oyuncuların isimleri üzerinden yapmıyorum. Bireysel olarak bir değerlendirmeyi doğru bulmuyorum.  Ama bir genelleme yapmaya kalktığımızda şunu söylerim. Trabzonspor çözümü hurdalıkta aramamalı. Ne yazık ki bu kulübü yönetenler ihtiyaçları yıllardır hurdalıktan giderme çabası gösterdi. Bunun sonucu olarak da hem sportif, hem de ekonomik açıdan büyük kayıplar verdi.  Buna bağlı olarak kitlenin güveni, katılım heyecanı büyük ölçüde yara aldı, kayboldu.

 

SUNGUR: Yönetimin transfer ve diğer politikalarını eleştiriyorsunuz. Ama bildiğim kadarıyla Başkan Muharrem Usta ile zaman zaman bir araya geliyorsunuz. Bu noktalarda bir yol göstericiliği görevini yerine getiriyor musunuz?

 

KONUŞABİLMİŞ DEĞİLİZ SÜMER: Şunu ifade edeyim ki kritik meselelerde Muharrem Usta ile hiç konuşabilmiş değiliz. Bir kere bir araya geldik. Ancak bu birliktelikle bir yol aldığımızı düşünmüyorum. Benim bir tanımlamam var. Bilenler istenmeyenler, bilmeyenler istenenler. Trabzonspor’un standardı da bu… Bilen istenmeyen, bilmeyen istenense buradan, yapılan değerlendirmelerden bir verimlilik çıkması mümkün değil. Zaman zaman bir araya geldik ama temel meselelerde bir görüşüp antak kaldığımız yok.. Mali Genel Kuruldan sonra tekrar bir genel kurul hikayesi vardı. Yanlış uygulamalar oldu. Faruk Özak, Hayrettin Hacisalihoğlu, ben başkan asbaşkan bir araya geldik. Burada Faruk Özak, ‘Bu takıma 5-6 futbolcu gerekli, yoksa küme düşeriz’ dedi. Bense, ‘Tam dersi’ dedim. ‘Sakın böyle bir yanlışa düşmeyin. Oyuncu ihtiyacı doğrudur. Ancak doğru ihtiyaca doğru bir tercih yapma anlayışı geçerlidir. 4-5 oyuncu alacağına, tartışılmaz bir tek oyuncu al’ dedim. Bu takıma merkez forvet oyuncu gerekliydi. Örnekler verdim. Trabzonspor’un kenar orta yapan takımlar arasında Süper Ligde ikinci sırada olduğunu anlattım. Ama bunları sonuçlandıracak beceriden mahrum olduğunu dile getirdim. Bu açık seçik tercihinin ne olduğunu ortaya koyuyordu. Sıradan bir oyuncu değil, gerçek manada büyük paralar vererek bir ismi katması doğrultusunda fikrimizi ortaya koyduk. Ama 5 tane oyuncu aldılar.

SUNGUR: Ara transferde alınan bu oyuncularla birlikte takımın başarılı olduğu düşünülüyor ama…

HAKEM YANLIŞIYLA MAÇ KAZANILDI SÜMER: Öyle bir algı oluştuğu doğrudur. Takımın bu 5 oyuncunun gelmesiyle birlikte 6 maçlık performansı oldu. Ama bunu doğru algılama becerisi gösteremediler. Bu kısa süreli performans artışındaki birinci önemli etken ayrılan oyun cuların verimsizliğinden kurtuldular. Çünkü anlatılmaz bir verimsizlikleri vardı. Bunları isim isim vermeyelim oyuncuları eleştirmeyelim ama gerçek buydu. İkincisi hatırlayın hakemlerin yanlışları Trabzonspor lehine gelişti. Kaç tane maç bu hakem yanlışıyla kazanıldı. Oysa ilk yarıda hakem yanlışları Trabzonspor aleyhineydi. Üçüncüsü de Onur’un inanılmaz performansı oldu. O performansı bir daha yakalaması mümkün değil.  Müthiş  işler yaptı. Sonuçlar üzerinden durum değerlendirildiği için ve doğru transfer yapıldığı düşüncesiyle yanlış bir anlayışla olay çarpıtıldı. Trabzonspor gerçeği bu değil. Zaten daha sonra da ortaya çıktı.

 

SUNGUR: Başka bir konuya gelmek istiyorum. Trabzonspor transferde özellikle 10 numara üzerinde duruyor. Yabancı, pahalı ve star oyuncu anlayışı da egemen. Bu bölgede de Yusuf Yazıcı oynuyor. Böyle bir transfer Yusuf’u yok etmez mi?

 

10 NUMARA NEDİR? SÜMER: Yine oyuncular üzerinden eleştiri yapmam konusunda ısrar ediyorsun… Diyorum ki Trabzonspor oyuncu ihtiyaçlarını hep oyuncu hurdalıktan gidermeye, temin etmeye çalıştı. Bu hurdalıktan temin edeceğin oyuncu kalitesinin katkısı nasıl olacak. Bir de bu 10 numaraya oyuncu ne demek? Bu 10 numara oyuncu sözü bilgi kirliliğinden başka bir şey değil, 10 numara nedir? Artık futbolda oyun kuran diye bir şey  yok . Bunlar kalktı. Messi bile bu değil. Artık bütün içinde genel beceriyi göstermek gibi bir zorlama oluşturuyor. Bir kısım top kullanacak, bir kısmı top kazanacak, bir kısmı gol atacak. Böyle bir şey yok. Bu duruma dönük olarak oyuncu arayışın varsa, bu kez sonuç arayışında eksik olacak. Çünkü futbolun bu yönüyle evrimi seni de bağlar. Bu hiç kaçınılmaz. Bu açıdan söylüyorum, oyuncu transferinde ısrarla üzerinde durulması gereken nedir? Bir tespit iki ihtiyaç nedir. Yani oyuncuda ihtiyacı giderme yolunda yeterliliği gözeteceksin. Bu bir anda falan olmaz. Bir oyuncunun bir takımda iyi oynaması, hatta muhteşem işler yapması senin ihtiyacın açısından yeterli  anlamına gelmez.. Hangi görevde ve kombinasyona uygunluğuna bakmanız gerekir… Bunu bilmediğin takdirde sonuç üretemezsin… YUSUF MESELESİ DEĞİL… Zaten sorunu böyle yaşamıyor muyuz? Sonra Trabzonspor uzun yıllardır tercihlerini oyuncu kariyeri üzerinden yapıyor. Yani hurdalıktan. Bu konu Yusuf meselesi falan değil. Oyuncuyla ne yapacağın önemli… Bir de alternatif oyuncu alma gibi bir kriter ortaya konuluyor. Bu alternatif oyuncu sözü akıl almaz bir şey… Ersun hoca gibi biri diyor bunu… Bu nedir biliyor musun? Alternatif oyuna, alternatif oyuncu… Oyunda geçişler vardır. Bir takıma karşı böyle oynarsın, bir kısmına karşı ise farklı oynamak durumundasın. Buna yönelik alternatif oyuncu arayışın olur. Oysa bir oyuncuya alternatif aramak… Bu noktada o kadar yanlış yaklaşımlar gösteriliyor ki anlatamam…

 

SUNGUR: Peki bu perspektiften bakarak, transferde uygulanması gereken nedir? Trabzonspor’un politikası bir takım bütünlüğü açısından başarı getirir mi?

 

KADRO UYUMU YÜKSEK SEVİYEDE DEĞİL SÜMER: Olayı biraz netleştirelim. Trabzonspor, kadro olarak ve oyuncu uyumluluğu açısından çok yüksek seviyede olduğunu söylemek mümkün değil. Bir kadro; oyuncu kalitesi ne olursa olsun, uyum kalitesi yoksa bu performansa olumsuz yanşayacak. Burada oluşturma ve uyumlandırma çok önemli.. Takım dediğiniz şey, oyuncuların kalitesi üzerinden düşünülmemesi gerekir. Duyguda, düşüncede, anlayışta, heyecanda, birlikteliğin ve birbirine yakınlığın ve yatkınlığın, bir tamamlayıcılık değeri olması gerekir. Mesela futbolda, en çok koşan oyuncu uzun yıllar orta alandaydı. Şimdi kenar oyuncular çok koşuyor. Kenar oyuncular, hem savunma hem forvet gibi oynaması gerekir. Kurslarda anlatıyorum. Çok açmam gerekmiyor. Takım performansı doğrultusunda kenar oyuncuların verimliliği kesinlikle ihmal edilmemeli. Biz hala merkezdeki oyuncuları konuşuyoruz. Kenar oyuncular verimsizse, merkez iyi olsa da verimli olamazsın. Orta alan oyuncuların verimliliği kenar oyuncuların yeterliliğine bağlıdır.

SUNGUR: Yusuf Yazıcı’yla ilgili sormak istiyorum. Altyapıda onu çalıştırdınız. Kendisinden de çok şey bekleniyor. Rol model olarak da kabul ediliyor. Siz ne düşünüyorsunuz bu oyuncuyla ve onunla ilgili yapılan analizlerle ilgili olarak?

YAZICI’YI ALTYAPIDAN KOVUYORLARDI… SÜMER:  Bir kere şunu ifade edeyim ki Yusuf Yazıcı kişilik olarak iyi bir çocuk. Bebekliğinden beri tanıyorum. Bir şey söyleyeyim ki, sanırım bu ilk kez kamuoyuna yansıyacak. Yusuf’u altyapıdan kovuyorlardı, ben tuttum. Gönderiliyordu ki, göndermek isteyenler haksız da değildiler. Çünkü çok çelimsiz, cılızdı. Ama şimdi 1.83 oldu. Ben de onu bildiğim için tuttum. Yusuf kişiliği son derece düzgün, gerçekten çok farklı bir karakter. Ancak endişem de yok değil. Çünkü Türkiye’de güzellikleri bozma konusunda üzerimize yoktur. Umarız Yusuf’u da bozmayız. Abartılan her şey bozulur. Abartı çok büyük bir tehlikedir. Şimdi Yusuf gerçek değeriyle yorumlanmalıdır. O’ndan her yönüyle beklentiler abartılı ne yazık ki ama normal olsa Yusuf da, güvenli şekilde yoluna devam eder. Biz çok kolay yüceltiyor, çok kolay da kafa koparıyoruz. Yusuf’un kafasını koparmayalım.

 

SUNGUR: Yusuf Yazıcı gibi henüz vitrine olmamış Abdulkadir Ömür meselesi de var. Bu çocuğu nasıl değerlendiriyorsunuz, idman futbolcusu haline gelmesi onun kişisel gelişimini engelleyip, büyük bir yıldız olmasının önüne set çeker mi?

 

ABDÜLKADİR GELİŞMELİ… SÜMER: Abdulkadir’i de küçüklüğünden beri tanıyorum. Çok yetenekli bir futbolcu, özellikle birebir adam eksiltmede mükemmel. Ancak fiziksel dayanıklılığı Yusuf Yazıcı gibi değil. Bu noktada gelişim göstermesi gerekiyor. Ayrıca Yusuf’un top kullanma beceresi daha üst seviyede… Abdulkadir’in bu noktada gelişim göstermesi şart ama yetenekli… Şunu ifade edeyim ki genç oyuncuyu erken kullanırsan sakıncalı, geç kullanırsan daha da sakıncalı olur. Eğer erken oynatırsan, henüz gelişimini tamamlamadan, yok olmasına sebep olabilirsiniz. Geç oynatırsanız bu kez duyguda, düşüncede, özgüvende, heyecanında sorunlar meydana gelir ve bir daha kolay kolay onu takıma katamazsınız. Bunun için genç isimleri tam zamanında oynatmak gerekir.

 

SUNGUR: Ama siz Gökdeniz’i alt yapıdan alıp hemen sonradan oyuna sokarak da olsa oynatmıştınız..

 

STAR OLMASI GEREKENLER YOK OLDU SÜMER: Evet, Gökdeniz’i oynattım ama bu noktada kamuoyunun pek bilgisi dahilinde olmayan şekilde kendisini hazırladım sahaya sürdüm. Mesela altyapıdayken, Barış Memiş’i Ersun Yanal A Takıma istemişti, karşı çıkmıştım. Çünkü sosyal, kültürel, sorumluluk duygusu,  ilişki kurma açısından gelişmesini tamamlaması gerekiyordu. Ama beni dinlemediler A Takıma aldılar ve oynattılar. İşte sonuç ortada… Büyük bir star olması gereken yeteneklere sahip oyuncu yok olup gitti. Bu nedenle diyorum ki, genç oyuncuları ne zaman kullanacağınıza dair zamanlamayı mükemmel tespit etmelisiniz ki onu yok etme yolunda adım atmamış olasınız.

 

SUNGUR: A Milli takımın başına Mircia Lucescu getirildi. Bu doğru bir tercih mi? Bir de Türkiye Süper Ligi’ndeki takımların transferlerine baktığımızda bizi nasıl bir lig bekliyor? Kulüplerin transfer politikası yerinde mi?

 

LUCESCU MÜTHİŞ YANLIŞ SEÇİM Lucescu’dan başlayayım. Onun milli takımın başına getirilmesi Galatasaray’ı çok büyük bir felaketten, beladan kurtarmıştır. Bu Galatasaray için inanılmaz bir kurtuluştur. Türkiye’deki yorumlama, değerlendirme, katma ve çıkarmaya bakıldığında bu kadar aykırı bir şey olamaz. Lucescu’nun gelişi müthiş yanlış bir seçimdir. Demirören diyor ki, “Keşke 15 antrenör arasından seçme şansımız olsaydı.” Bu kadar yanlış bir söz olabilir mi? Milli takımlar için İngiltere de, Almanya’, Hollanda, İspanya’da da hocalar, 15 antrenör içinden seçmiyor. Onlar da zorluk çekiyor ama birkaç isimden çözüm üretiyor. Yani Lucescu’yu ancak böyle bir anlayış tayın eder. Ve Lucescu’dan Galatasaray’ı ancak böyle bir anlayış kurtarabilir. Galatasaray adına büyük talih, Türkiye adına inanılmaz bir talihsizlik… Milli takımla bu ismin ne ilgisi var.

 

BÜYÜK BAŞARISI YOK Lucescu hiçbir dönem çok büyük başarı elde etmedi. Bir tek Ukraya’da Shaktar Donesk’in başında çok büyük imkanlarla belli başarılar yakaladı. Bu kişinin Beşiktaş’taki akıbetini biliyor musunuz? Herkes Beşiktaş’ı şampiyon görürken, onun marifetiyle ligi ancak üçüncü bitirebildi. Yaptığı eylemlerle, söylediği sözlerle Beşiktaş’ı darmadağın etti ve gitti. Bu kulüp uzun süre toparlanamadı. Takımlarımızı değerlendirmeye gelince… Hiçbir takımın transfer konusunda nesnel gerçeğe uygun olarak futbolcu aldığına  inanmıyor, bunu göremiyorum. Şimdi bir doldur boşalt yaşıyor. Bunu katalım, olmadı bunu çıkaralım. Transfer gibi çok önemli mesele ve yanılgıyı asgaride tutabilecek araştırmadan mahrum ne yazık ki. Kariyer gözetlemesi,  menajer marifeti ile süslenen, abartılan oyuncular ve sonucunda kulüplere katılan isimler var. Bu transferlerin gerçekleştiği bir süreçte, ligde de çok büyük bir kalite beklemek mümkün gözükmüyor…

KAYNAK BÜYÜDÜKÇE YANLIŞ BÜYÜYOR SUNGUR: Bu noktada asıl sorun nedir, biraz açar mısınız ve ne yapılması gerekiyor? SÜMER: Bakın, Türkiye İzlanda kadar olamıyor. 320 bin nüfuslu bir ülke. O küçük nüfusa rağmen bir sistemi var. Belli yaşa kadar oyuncular için salonlar yapılıyor. Küçükleri eğitiyorlar. Yurt dışında yarışa katıyorlar. Çünkü oyuncunun gelişmesi için zorlanması gerekir. Hollanda’da 5 tane oyuncu var. 80 milyonluk Türkiye’nin 5 büyük ligde 1 tek oyuncusu bulunuyor. Arda Turan. Bir de Enes var ama o da büyük bir ligde değil. Aslında inanılmaz yetenekli ama onun da bir babası var, felaket… Çocuğu rahat bıraksa çok daha büyük yıldız olacak. Ama onu süslüyor, püslüyor sokağa gönderiyor. Aslında bu bile her şeyi anlatmıyor mu?  Transferde imkanların ne olduğunu bilmek gerekiyor. Bu bilinmiyor ama bilmeyenler uygulamanın başında yer alıyor. Biliyorsunuz ki Türkiye Avrupa’da geliri 6’ncı büyük ülke olarak kabul ediliyor. Hatta dünyada da böyle… Düşün, Hollanda, Portekiz, Rusya onun arkasında gelir olarak… Ama bu kadar gelir neye hizmet ediyor. Daha büyük yanlış yapmak için kaynak oluşturuyor. Kaynak büyüdükçe yanlış büyüyor. Net olan budur.  Kulüplerimiz kalkıp da bu ekonomik potansiyeli akılcı politika ve üretim değerleriyle kullanma bilinci ve beceresinde olsalar, Türk futbolu müthiş gelişin, inanılmaz noktalara gelir.

 

SUNGUR: Kulüplerin bu noktada daha çok alt yapıya mı yönelmesi gerekiyor. TÜRK İNSANI

 

YETENEKLİDİR SÜMER: Bilirsiniz, çok da kullanılır ki doğrudur da… Türk insanı yeteneklidir. Futbol açısından bu nettir de… Almanya’da 3 milyon Türk’ten, 17 tanesi 5 büyük ligde oynuyor. Türkiye’den de 1 tane sayıyoruz. Nasıl bir yanlışlar içinde olduğumuzu düşünüyor musunuz? Almanya’da doğmuş ve geçen sezon Süper Ligde oynayan futbolcu sayısı 44 ve başka ülkelerde doğmuş, ligimizde oynayanların sayısı da 77’yi bulmuş.   Türkiye’de alt yapıdan Süper lige katılım ise yüzde 2 ve bu gerçekten acınası bir durumdur. Bilin misiniz geçen sezon oynanan Real Madrid-Barcelona maçında ilginç bir durum vardı. Barcelona’nın tam 7 oyuncusu altyapıdan yetişmeydi ve 3-2 kazandılar. Bu maçı izledikten bir hafta sonra U17 Avrupa şampiyonası vardı. Maç da İngiltere-İspanya arasındaydı. İspanyol takımında Barcelona’dan 6 tane, Real Madrid’den de 5 oyuncu sahada mücadele ediyordu. Şampiyon oldular. Bu kadar büyük hedefleri olan kulüpler bile üretime yönelmiş. Bunu anlamamak kör cahilliktir. Üretimsiz bu iş olmuyor. Türkiye’de yüzde 2 altyapı oyuncusu… Bu kabul edilebilir değil ve gerçekten acınası bir durumdur.

 

SUNGUR: Sizin aslında dünya futbolunu, Türkiye’yi hala daha nasıl takip ettiğinizi biliyorum. Bugün bile hocaların hocası olarak birçok etkinliğe davet ediliyorsunuz. Ama buna karşın birçok insan, ‘Artık yaşlandı, kenara çekilsin’ diyor. Buna ne diyorsunuz? Kenara çekilmeniz gerekmiyor mu? Bir de kendi kişisel tarihinize baktığınızda hiç hata yapmadınız mı? Kendinizi mükemmel mi buluyorsunuz?

 

BAŞKANLIKTAN İSTİFAM BÜYÜK BİR HATAYDI SÜMER: Yaş denilen şey fiziksel mi, beyinsel mi? Kendimle ilgili konuşmak istemem. Bir insan bir gün öncesine göre daha akıllı değilse ziyandadır. Bunu da kendime uygularım. Ben de çok hata yaptım. Kişisel tarihimde olumsuzluklarım var. Yığınla var. Örneğin başkanlıktan istifam büyük bir hataydı. Kendime olduğu gibi Trabzonspor’a da büyük zararları olmuştur. Hiç benim düşünemediğim, tahmin edemediğim beklemediğim bir tahribata ve etkiye dönüştü ve yıkıma neden oldu. Ama ben ayrılırken potansiyel bir başkan adayı vardı. Ahmet Ağaoğlu… Seçimde de büyük destek görmüştü. O nedenle çok kaygılı bir şekilde ayrılmadım. Büyük boşluk olacağını düşünmedim.

 

ÖNAL’A YANLIŞ YAPTIM Ama etkisi Trabzonspor’a çok ağır oldu. Sonra İskender Önal’a karşı aday çıkarken hata yaptığımı düşünüyorum. Ona karşı yanlış yaptım. Aday çıkmamalıydım. Ancak daha öncesinde biz bir toplantı yapmıştık. Hayrettin Hacisalihoğlu aday olacaktı ve onu destekleyecektik. İstanbul’da bir toplantıda Hayrettin bey bana, “Ben çekilmek zorunda kalırsam aday olmaya söz verir misin?” diye söylemişlerdi. Ben de, “Olurum” karşılığını vermiştim. O sözüme istinaden yapılan baskılar sonucunda aday olarak ortaya çıktım. Şunu ifade edeyim ki orada benim çıkmam nedeniyle Nuri Albayrak seçimi kazanmadı. Albayrak, İskender Önal ve benden daha çok oy alarak başkan seçildi. Ömrünü Trabzon’da geçirmiş, Trabzonspor ile yoğrulmuş insanlara karşı, bu kulüple pek içli dışlı olmamış bir kişinin seçilmesi düşündürücü mü değil mi, buna camia karar vermeli…

 

SUNGUR: Trabzonspor yönetimleri birçok yere camiaya hizmet etmiş insanların isimlerini veriyor. Sizin ise hiçbir yerde isminiz yok. Bunu nasıl karşılıyorsunuz? Yeni spor kompleksine Şenol Güneş isminin verilmesine ne diyorsunuz?

 

GÜNEŞ KABUL ETMEMELİYDİ… SÜMER:  Ben isim verilmesini çok doğdu bulduğumu söyleyemem. Özellikle benim ismimin verilmemesi konusunda da kesin şekilde vasiyetim bulunuyor. Benim değerim sağlığımda anlaşılmalı, bilgimden, yaşadıklarımdan yararlanılmalı. Yararlanma konusunda her hangi bir çaba gösterilmeyecek, sonra da isim verilecek. Bu saygı değil bence… Öldükten sonra da ismimin hiçbir yere verilmemesini istedim.  Şenol Güneş kuşkusuz ürettikleriyle, yaptıklarıyla, başarılarıyla isminin verilmesini hak etmiş bir şahsiyettir. Buna hiçbir şekilde itiraz etmek mümkün değil. Ancak yine de bu ismin verilmesini kabul etmemeliydi.  Şu an için doğru olduğu konusunda şüphelerim var.

Kaynak/Haber .Adnan Sungur.karadenizdesonnokta

...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...

RÖPORTAJ: ADNAN SUNGUR – Trabzonspor’un efsane isimlerinden  Özkan Sümer, sonnokta’ya birbirinden çarpıcı açıklamalarda bulundu, transfer politikasını ve beklentileri şu sözlerle yerden yere vurdu: Özkan Sümer!… Kiminin adeta taparcasına sevdiği, bazılarının nefret ettiği ama Türk futbolunun ve Trabzonspor’un 50 yılına silinmesi olanaksız damga vuran bir isim… Belki de kendini en çok tartıştıran, en fazla tepki alan […]

Bu Haber 1.399 kez Okundu
Benzer Galeriler
Yukarı Geri Ana Sayfa

...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...
...ŞALPAZARI SES... SİZİN SESİNİZ.www.salpazari61.com...